Allah’ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini, özellikle Meryem oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa tek bir Tanrı’ya kulluk etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka tanrı yoktur; O yüceler yücesidir, onların yakıştırdıkları eş ve ortaklardan bütünüyle uzaktır. (tevbe31)
Bazı din bilginleri rahipler var Meryem oğlu İsa adında birde peygamber var. İnsanlar bu ikisini rab edinmişler. Halbuki bir tek ilaha kulluk mefhumuyla mükellef tutulmuşlardı. O ilah kendisinin dışında ilah olmayan bir ilahtı.
Bu ayet nazil olduğunda Adiy b. Ebi Hatem adında bir zat vardı. Kendisi Hristiyandı. Bilahare Müslüman oldu. Boynunda bir istavroz olduğu halde itiraz için peygambere geldi. Şöyle dedi:
Ya Muhammed Sen de öyle söylüyorsun ama iş böyle değil. Ayet geldi diyorsun ama doğru değil. Ben Hristiyanım biz hiçbir zaman din adamlarımıza rab demiyoruz ki. Ben Yahudileri de tanırım. Onlar da din Alimlerine rab demiyor.!
Rasulullah tebessüm buyurdu ve şöyle dedi;
İza ye’murüneküm bi eşyae fetefalüneha. Onlar bazı şeyleri size emrediyorlardı da siz onları yapıyormuydunuz? Adiy b. Ebi Hatem:
Evet yapın dediklerini yapıyorduk.
İza kanu yevhevnekum an eşyae fetentebune anha
Bazı şeyleride size yasaklıyorlardı, yasaklarına uyuyor muydunuz?
Evet yasaklarına uyuyoruz. Yapın dediklerini yapıyor ve onları dinliyoruz deyince,
Resulullah tebessümü biraz ciddileştirdi ve şöyle dedi:
Hazihi ibaadetün
İşte bu İBADETTİR…
Hüküm koyucunun yanlızca Allah c.c. olduğu, ulemanın alimin ve nitekim peygamberlerin hüküm koyucu olamayacağı anlaşılmaktadır.